Diyalekt, dil bilimi alanında, bir dilin belirli bir coğrafi bölge veya sosyal grup tarafından konuşulan ve o grup tarafından kullanılan özel dil biçimlerini ifade eder. Türk Dil Kurumu’na göre, diyalekt kelimesi “lehçe” anlamına gelir ve Fransızca “dialecte” kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime, Eski Yunanca “diálektos” (διάλεκτος) kelimesinden alınmıştır ve “lehçe, ağız, özellikle taşra ağzı” anlamına gelir. Eski Yunanca’da “dialégō” (διαλέγω) fiili “farklı konuşmak, taşra ağzı konuşmak” anlamına gelirken, “légō” (λέγω) fiili “söylemek” anlamına gelir; bu da “farklı söylemek” veya “farklı konuşmak” anlamına gelir. [1] Diyalektler, bir dilin standart formundan farklı olarak, ses, kelime dağarcığı, dil bilgisi ve telaffuz gibi özelliklerdeki bölgesel…
6 YorumEtiket: bir
Boşandığı Eşiyle Tekrar Evlenebilir Mi? Toplumsal Bir İnceleme Toplumsal yapıların ve bireylerin etkileşimini anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, toplumsal normların ve kültürel pratiklerin insan yaşamındaki derin etkilerini gözlemlemeye çalışıyorum. İnsanlar, sadece bireysel tercihlerle değil, aynı zamanda çevrelerinden, ailelerinden, toplumlarından aldıkları mesajlarla şekillenirler. Bugün tartışacağımız konu, “Boşandığı eşiyle tekrar evlenebilir mi?” sorusunun toplumsal açıdan ne anlama geldiği üzerine bir analiz olacak. Bu soru, sadece bireysel bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratiklerle iç içe geçmiş karmaşık bir meseledir. Toplumsal Normlar ve Aile Yapısı Aile, toplumsal yapının en temel birimlerinden biri olarak kabul edilir. Ancak aile yapısı,…
12 YorumÜniversite Bir Kamu Kurumu mudur? Empati ve Strateji Arasında Bir Yolculuk Bir Sohbetin Kıvılcımı Bir sonbahar akşamıydı. Kampüsün sararmış yapraklarla dolu yürüyüş yolunda iki eski dost yan yana yürüyordu. Arda, analitik düşünen, çözüm odaklı ve her şeye mantık çerçevesinden bakan bir mühendislik öğrencisiydi. Elif ise insan ilişkilerini önemseyen, olaylara kalbiyle yaklaşan bir sosyoloji öğrencisi. Bu iki farklı dünyanın insanı, yıllardır süren dostluklarını fikir ayrılıklarıyla zenginleştiriyordu. “Biliyor musun Elif,” dedi Arda, gözlerini ufka dikerek, “benim için üniversite tamamen bir kamu kurumu. Devlet kurar, bütçeyi devlet sağlar, vatandaşların eğitim hakkı için çalışır. Yani mesele çok net.” Elif gülümsedi, adımlarını yavaşlattı. “Belki haklısın,”…
12 YorumHısım Ne Demek? Ekonomik Perspektiften Bir Analiz Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Ekonomist Bir Bakış Ekonomi, seçimler ve sonuçlar üzerine kurulu bir bilimdir. Her bir birey, sınırlı kaynaklarla daha iyi bir hayat arayışı içindedir. Bu arayış, zaman, para ve enerji gibi kaynakların nasıl kullanılacağına dair kararlar almayı gerektirir. Bu noktada, toplumun her bireyinin kendi kararları, piyasa dinamiklerini etkiler ve nihayetinde toplumsal refahı şekillendirir. Bir ekonomist olarak bakıldığında, her kararın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli etkileri vardır. Peki, “hısım” ne demek? Türkçe’de “hısım,” genellikle akraba, yakın aile bireyi veya akraba ilişkisini tanımlamak için kullanılır. Ancak, ekonomi bağlamında “hısım” kelimesinin…
6 YorumYunanistan Hanya Nerede? Bir Şehrin Coğrafyasından İnsanlığın Ortak Hikâyesine “Hanya’ya gitmek” deyimi kulağa hem uzak hem tanıdık gelir. Oysa Yunanistan’daki Hanya (Chania), sadece bir şehir değil; tarih boyunca kültürlerin, inançların, kadınların ve erkeklerin hikâyelerinin iç içe geçtiği bir yerdir. Bugün bu soruyu sorarken — “Yunanistan Hanya nerede?” — aslında yalnızca bir coğrafi konum aramıyoruz. Aynı zamanda, insanlık haritamızda nerede durduğumuzu da sorguluyoruz. Hadi gelin, bu güzel Akdeniz şehrine hem haritadan hem kalpten bir yolculuk yapalım. Hanya Nerede? Akdeniz’in İncisi Girit Adası’nda Hanya (Chania), Yunanistan’ın en büyük adası olan Girit’in kuzeybatısında yer alır. Aynı zamanda adanın en gözde ve tarihi şehirlerinden…
10 YorumHidrofobi Denilen Su Korkusu Hangi Hastalığa Aittir? Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog olarak dünyanın kültürel çeşitliliğini incelerken, yalnızca insanların ritüellerini ve toplumsal yapılarını değil, hastalıklara yükledikleri anlamları da araştırırım. Çünkü her hastalık, yalnızca bir biyolojik bozulma değil, aynı zamanda bir semboller sistemidir. “Hidrofobi” — yani su korkusu — tıpta kuduzun en belirgin belirtisi olarak bilinir. Ancak bu terim, kültürlerin gözünde çok daha derin bir anlam taşır: doğaya, bedene ve ölümün kendisine duyulan korkunun bir yansımasıdır. Hidrofobi ve Kuduz: Biyolojiden Kültüre Tıbbi olarak hidrofobi, kuduz hastalığına (rabies) ait bir belirtidir. Kuduz virüsü sinir sistemini etkiler, su içmeye çalışıldığında yutma kaslarında spazm…
14 YorumHidiv Kasrı İçinde Ne Var? Gücün, Cinsiyetin ve İktidarın Sessiz Aynası Bir Siyaset Bilimcinin Düşünsel Başlangıcı Güç ilişkileri, toplumların temelini belirleyen görünmez ağlardır. Tarih boyunca bu ağlar sarayların duvarlarında, yönetim binalarının mermerlerinde ve sembolik mekânlarda kendini göstermiştir. Hidiv Kasrı da bu bağlamda yalnızca bir mimari yapı değil, iktidarın görsel temsili ve sosyal düzenin sessiz bir aynasıdır. Peki, Hidiv Kasrı içinde ne var? Sadece odalar, avizeler ve tarih kokan eşyalar mı? Yoksa iktidarın toplumsal kodlarını, cinsiyet rollerini ve devlet-toplum ilişkisini çözümlememize imkân tanıyan bir tarihsel bilinç mi? Bir siyaset bilimci olarak bu soruyu yalnızca maddi içerikle değil, ideoloji, vatandaşlık ve iktidarın…
14 YorumHer Gün Güneş Kremi Sürersek Ne Olur? Ekonomik Bir Bakış Bir ekonomist olarak şu temel soruyla başlamak gerekir: Kaynaklar sınırlı, tercihler sonsuzsa; her tercih bir fedakârlık değil midir? Güneş kremi sürmek ilk bakışta kişisel bir sağlık alışkanlığı gibi görünür, ancak her tüp krem, üretim zincirinden çevreye, tüketim alışkanlıklarından toplumsal maliyetlere kadar uzanan karmaşık bir ekonomik dengeyi temsil eder. Bu yazıda, “her gün güneş kremi sürersek ne olur?” sorusuna sadece dermatolojik değil, ekonomik bir perspektiften yanıt arayacağız. Bireysel Tercihler ve Fırsat Maliyeti: Her Krem Bir Karar Ekonomide temel bir kavram vardır: fırsat maliyeti. Yani bir şeyi seçtiğimizde, seçmediğimiz şeyin bedelini de…
12 YorumHelikopter Pal Nedir? İnsan Zihninin Dönüş Hareketine Psikolojik Bir Bakış Bir psikolog olarak insan davranışlarını gözlemlerken sık sık şu soruyu kendime sorarım: İnsan zihni nasıl dengede kalır? Duygularımız, düşüncelerimiz ve sosyal ilişkilerimiz sürekli bir hareket halindedir. Tıpkı bir helikopterin rotor palinin dönerek uçuşu mümkün kılması gibi, zihnimiz de sürekli dönen süreçlerle hayatta kalır. “Helikopter pal” yani helikopterin uçuşunu sağlayan döner kanatları, psikolojik açıdan insanın bilişsel ve duygusal dengesinin güçlü bir metaforudur. Bu yazıda, helikopter palini bir teknik nesne olmaktan çıkarıp insan psikolojisinin derinliklerine doğru sembolik bir yolculuğa çıkaracağız. Bilişsel Psikoloji Açısından: Dengenin Mekanizması Bilişsel psikoloji, insan zihnini bir bilgi işleme…
14 YorumHelen Yunan İsmi mi? Tarihsel Katmanlar, Dilbilim ve Güncel Tartışmalar Bir isim bazen bir uygarlığın hafızasıdır; Helen adı da tam olarak böyle bir hafıza düğümüdür. Sorunun yalın hali şu: “Helen Yunan ismi mi?” İlk bakışta cevap “evet” gibi görünür; çünkü Ἑλένη (Helénē) antik Yunancanın en tanınmış kadın adlarından biridir ve Troyalı Helen’in (Sparta’lı Helen) ünüyle yüzyıllardır anılır. Ancak mesele yalnızca “Yunan mıdır, değil midir?” ikiliğine sığmaz; etimoloji, mitoloji ve tarih arasındaki geçişlerde daha ince bir resim belirir. Bu yazı, ismin tarihsel arka planını, dilbilimsel köken tartışmalarını ve güncel akademik yaklaşımları dengeleyerek ele alır. [1] Tarihsel Arka Plan: Helen’in Kültürel İzleri…
12 Yorum