Otobiyografide Başkalarının Hayat Hikayelerine Yer Verilir Mi? – Biraz Benden, Biraz Onlardan!
İzmir’de bir kahve içip, denizin sesini dinlerken birden aklıma geldi: “Otobiyografide başkalarının hayat hikayelerine yer verilir mi?” Hani bazen insanlar bir konuda kafasını kurcalar ya, işte o an öyle bir şey oldu. Çünkü, kimse kendini tamamen tek başına bir kahraman gibi görmez. Hepimizin etrafında, yaşamımıza dokunan karakterler var. Ama hadi gelin, biraz da bu sorunun içindeki absürtlükle kafa yoralım.
İçimdeki Mizahi Yazar: “Evet, Ama Ne Kadarı?”
İçimdeki mizahi yazar, başlıyor tabii: “Tabii ki yer verilir! Sonuçta, hepimizin hayatı başkalarının hayatıyla bir şekilde kesişiyor. Hem bana ne? Kendi hikayemle başkalarınınkini harmanlarsam, kitap daha ilginç olur. Hem belki kitap satışı artar!” Ama tabii hemen duruyor: “Ama gerçekten de öyle mi? Yoksa başkalarının hayat hikayelerine yer verirken, onların izni falan gerekir mi?”
Şimdi, başkalarının hayatını anlatmak, her otobiyografiyi daha ilginç ve renkli yapabilir. Ama öte yandan, bir insanın hayatına dair bir şeyler yazarken, o kişinin de izni gerekmez mi? Mesela bir arkadaşın, sürekli başından geçen komik olayları anlatırken, sen “Ay ben de yazdım, keşke unutsam!” diyebilirsin. Çünkü herkesin yaşadığı deneyim, bazen sadece onlara aittir. Hadi, bunu bir düşünelim…
Başka Bir Perspektif: Senin Hayatın, Ama Hep Birlikte
Benim gibi birinin hayatı üzerine yazmak, bazen oldukça karmaşık. Çünkü hayatta herkesin bir katkısı var. Ailem, arkadaşlarım, sokaktaki kedi, parkta karşılaştığım garip adam… Onlar da beni ben yapan faktörler. Mesela geçen hafta, spor salonunda bir adam vardı. Adam, sürekli kendiyle konuşuyor, “Aferin, işte bu kadar!” diyor. Benim iç sesim hemen devreye girdi: “Yok ya, sen şimdi bunu yazacak mısın?” Ama sonra düşündüm, “Bence haklı. Belki o an için kendisini tebrik etmek, bizim hikayemizin bir parçası olmalı.”
İçimdeki insan biraz daha yumuşak bir şekilde gülümsedi: “Evet, hayatta başkalarına duyduğumuz etki çok büyük. Ama sonuçta her bireyin yolculuğu farklı. O yüzden otobiyografimde başkalarının hayatına ne kadar yer verirsem, o kadar zenginleşirim.” İşte bu noktada, başkalarının hayatları bizim hikayemizin bir parçası oluyor, çünkü her an, her deneyim aslında bizim kim olduğumuzu belirliyor.
İçimdeki Akademisyen: Felsefi Bir Yaklaşım
İçimdeki akademisyen hemen devreye giriyor: “Ama bir saniye, etik kurallar burada devreye giriyor. Başkalarının hikayelerine yer vermek, bir nevi onların hayatına saygı duymayı gerektirir. Ne de olsa, onların izni olmadan özel detayları paylaşmak, kişisel haklara müdahale olabilir.” Hah, işte buradayız! Hukuki boyutu bir kenara bırakmak, oldukça sıkıcı olabilirdi, ama felsefi açıdan gerçekten de önemli. Başkalarının hayat hikayelerini yazarken, o kişinin hakları ve mahremiyetine saygı duymak gerek. Çünkü, “Kendime yazayım, istediğimi yazarım!” yaklaşımı, bazen geri tepebilir.
Bunu biraz daha açarsam: Yani, birinin en gizli sırlarını ya da başından geçen acı bir olayı yazmak, o kişiye ait bir şey değil mi? Örneğin, en yakın arkadaşınızın bir dönem depresyona girmesi ve bunu yazmanız. Bunu yaparken gerçekten vicdanen rahat olur musunuz? Tabii ki her hikaye farklıdır, ama insanlar yazılarına başkalarının özel anlarını, duygularını yerleştirirken bir an durup düşünmeli: “Bu gerçekten o kişinin izniyle mi oldu?” İşte burada yazmanın sorumluluğu devreye giriyor.
Kısa Diyalog: Yazmaya Karar Verdim!
Şimdi düşünün, bir kafenin köşesinde oturuyorsunuz. Yan masada, bir grup arkadaş sohbet ediyor. Konu tam olarak şu: “Bence otobiyografide başkalarının hayat hikayelerine yer verilir mi?” Bir arkadaşınız, “Evet ama benim iznimle olmalı, değil mi?” derken, diğeri, “Ya da belki senin hayatını yazarken, onları bir karakter olarak kullanmalısın! Ne dersiniz?” diye atılır. Bir anda gözler üzerinizde. “Ay, bunlar çok komik. Ben de yazsam, keşke unutsalar,” diyorsunuz ve bir yudum kahve alıyorsunuz.
Sonuç: Hikaye Hepimizin
Sonuçta, otobiyografide başkalarının hayat hikayelerine yer verilir mi sorusunun cevabı çok basit değil. Her şey, hikayenin ne kadar kişisel olduğuna ve başkalarının mahremiyetine ne kadar saygı gösterdiğimize bağlı. Ama bir yandan da, hayat o kadar paylaşılan bir şey ki, etrafınızdaki herkes bir şekilde sizin hikayenizin bir parçasıdır. Yani belki de bir otobiyografi, biraz da hepimizin hayatlarını anlatmak, onları bir araya getirmek olmalı. Çünkü bir insanın hayatı sadece ona ait değil; o, etrafındaki herkesle bir bütün.
Ve ben yine sonuca varıyorum: Yazarken, bir yanda başkalarını düşünmek, diğer yanda ise kendini anlatmak gerekiyor. Sonuçta, hayatta hepimizin hikayesi birbirine bağlı ve birbirimizi anlatırken de daha iyi bir insan oluyoruz. Bunu yazarken fark ettim: “Ay, belki de herkesin otobiyografisini yazmak gerek!”
İlginizi Çekebilecek İçerik: OR6A2 geni ne demek ?