İçeriğe geç

Otizmli bir doktor var mı ?

Kayseri’de Bir Hastane Koridorunda Başlayan Hikâye

İlgili Makale: Osmanlı-İran sınırı hangi antlaşma ile çizildi ?

Kayseri’nin kışları hep biraz sert gelir bana. Soğuk sadece havada değil, insanların yüzünde de dolaşır sanki. O gün hastaneye giderken cebimde defterim vardı. Nerede sıkışsam, ne hissedersem yazdığım o küçük defter. Sayfaları doldukça içim biraz daha hafifler diye düşünürüm.

Beni oraya götüren şey basit bir kontrol değildi. Bir süredir içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Kalbim hızlı atıyor, düşüncelerim birbirine çarpıp duruyordu. Sanki hayatın içinde bir şeyler eksik ama adını koyamıyordum.

Hastane koridoruna girdiğimde floresan ışıkları yüzüme vurdu. İnsanların bekleyişi… kimisi sessiz, kimisi telefonuna gömülmüş. Herkes bir şey bekliyor ama kimse ne beklediğini tam söylemiyor gibi.

Bekleme Salonunda Düşüncelerim

Oturduğum plastik sandalyenin soğukluğu bile içime işledi. Defterimi açtım, yazmaya başladım. Yazarken etrafım silikleşiyor. Sanki dünya biraz geri çekiliyor ve bana alan açıyor.

“İçimde garip bir boşluk var,” diye yazdım ilk cümleyi.

Yanımda oturan yaşlı kadın sürekli ayağını oynatıyordu. Karşımdaki çocuk annesinin elini bırakmıyordu. Herkesin hikâyesi vardı ama kimse anlatmıyordu.

Tam o sırada zihnimde bir soru belirdi. Önce hafifti, sonra büyüdü.

Otizmli bir doktor var mı?

Bu soru neden geldiğini bilmiyorum. Belki dünyayı algılama biçimimle ilgili bir şeydi bu. Belki de farklı düşünen insanların mesleklerde var olup olamayacağını merak ediyordum. Ama içimde garip bir umut da vardı; farklı olanın da iyileştirebileceğine dair.

Zihnimde Büyüyen Soru

Otizmli bir doktor var mı?

Bunu defterime de yazdım. Mürekkep sayfaya yayılırken içimdeki düşünceler de yayılıyordu sanki. İnsanların “normal” dediği sınırların dışında kalan biri doktor olabilir miydi? Daha önemlisi, böyle biri hastalarının acısını farklı bir yerden anlayabilir miydi?

Kafamda bu sorular dönerken ismim çağrıldı.

Doktor Odasının İçindeki Sessizlik

Kapıyı açıp içeri girdiğimde bambaşka bir sessizlik vardı. Koridorun gürültüsü bir anda kesilmişti. Karşımda oturan doktorun bakışı netti ama aceleci değildi. Sanki her detayı tek tek görmek ister gibi bakıyordu.

O an içimde tuhaf bir rahatlama hissettim. Nedenini anlamadım.

Şikâyetlerimi anlatmaya başladım. Kelimelerim bazen hızlandı, bazen takıldı. O ise araya girmeden dinledi. Sadece dinlemek… günümüzde ne kadar nadir bir şey.

Bir an sustum. İçimdeki o soru yine yüzeye çıktı. Dayanamadım.

“Otizmli bir doktor var mı?” dedim istemsizce.

Cümle havada asılı kaldı.

Doktor bana doğrudan cevap vermedi. Bir an düşündü. Gözlerini kaçırmadı ama sabit de bakmadı. O aralıkta bir şey hissettim; yargı değil, acele hiç değil.

“İnsanların zihinleri farklı çalışabilir,” dedi sadece.

Bu cevap bana yeterli gelmedi ama aynı zamanda çok şey söyledi.

Farklılık Üzerine Sessiz Bir Diyalog

O odada zaman biraz yavaşladı. Kendimi açıklamaya çalışırken aslında kendimi keşfettiğimi fark ettim. Konuşmamın arasında sık sık duraksıyor, kelimeleri seçerken zorlanıyordum.

Doktorun yüzünde tuhaf bir sabır vardı. Sanki benim hızımı değil, içimdeki anlamı takip ediyordu.

O an düşündüm: İnsanları iyileştiren şey sadece bilgi mi, yoksa anlaşıldığını hissetmek mi?

Defterimi açıp yazmak istedim ama yapmadım. Çünkü o an kelimeler yetmez gibi geldi.

Çıkışta Kayseri Soğuğu ve İçimdeki Isı

Hastaneden çıktığımda hava daha da soğumuştu. Ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Sanki içeride kalan sadece bedenimdi, düşüncelerim başka bir yerde kalmıştı.

Yürümeye başladım. Kayseri sokakları her zamanki gibi sessizdi. İnsanlar montlarının içine gömülmüş, hızlı adımlarla ilerliyordu.

Defterimi açtım.

“Bugün bir doktorla konuştum,” diye yazdım.

Sonra durdum.

O soruyu tekrar yazdım:

Otizmli bir doktor var mı?

Bu kez sorunun tonu farklıydı. Meraktan çok, kabul arıyordu sanki.

Günlüklerimdeki Gölge ve Işık

Eve döndüğümde ışığı açmadan oturdum. Defterim dizlerimin üzerindeydi. Yazdıkça içimdeki düğümler biraz gevşiyordu.

Küçükken de böyleydim. Her şeyi fazla düşünürdüm. İnsanların bakışlarını, cümlelerin altındaki anlamları… bazen yorucu olurdu ama aynı zamanda beni ben yapardı.

Bugün düşündüğüm şey daha farklıydı. İnsanların farklılığı sadece bir eksiklik değilse?

Belki de dünya, tek bir şekilde düşünen insanlarla değil, farklı düşünenlerle daha anlamlıydı.

Hatırladığım Bir Çocukluk Anı

İlkokulda bir arkadaşım vardı. Kimseyle göz teması kurmazdı ama çizim yaparken saatlerce dünyadan kopardı. Öğretmenler onu anlamakta zorlanırdı. Ama o çizdiği şeylerle hepimizi şaşırtırdı.

O zamanlar “farklı” kelimesi bana uzak gelirdi. Şimdi ise her yerdeydi.

Belki de bugün sorduğum soru aslında o günlerden geliyordu.

Otizmli bir doktor var mı?

Belki de mesele doktor olup olmamak değildi. Mesele, insanların kendi yollarını bulup bulamadığıydı.

Bir İnsanla Karşılaşmanın Değiştirdiği Şey

Ertesi gün tekrar hastaneye gitmem gerekti. Basit bir işlem için.

Koridorda beklerken dün yaşadıklarım aklıma geldi. İçimde hem bir merak hem de hafif bir çekingenlik vardı.

Kapı açıldı.

Aynı doktor yine karşımdaydı.

Bu kez daha rahat konuşabiliyordum. Ama içimdeki soru tamamen kaybolmamıştı.

Konuşma sırasında anladım ki, bazı insanlar duygularını gösterme biçiminde daha sakin, daha düzenli olabiliyor. Bu bir eksiklik değil, başka bir ritim gibiydi.

O an içimden geçen şey netti: İnsanları tek bir kalıba sığdırmaya çalışmak, en büyük yanılgılardan biri olabilir.

Kabulün Sessiz Hali

Odadan çıkarken teşekkür ettim. O da başını hafifçe salladı.

Koridora adım attığımda içimde garip bir hafiflik vardı. Sanki uzun zamandır taşıdığım bir düşünce biraz daha yumuşamıştı.

Otizmli bir doktor var mı?

Bu soru artık daha farklı bir yerde duruyordu içimde. Bir merak değil sadece; bir kabullenme başlangıcıydı.

Günlüğün Son Sayfası Değil, Yeni Başlangıcı

Eve döndüğümde defterimin son sayfasını açtım. Ama bu bir bitiş değildi.

“Bugün insanları daha az yargıladığımı hissettim,” diye yazdım.

Dışarıdan bakınca basit bir gün gibi görünebilir. Ama içimde büyük bir değişim vardı.

İnsanların farklılıklarıyla var olabileceğini görmek, içimdeki birçok şeyi yeniden düzenledi.

İçimde Kalan Son Düşünce

Işığı kapattığımda aklımda tek bir şey vardı:

Bazen en büyük soruların cevabı, kelimelerde değil, insanın karşısında duran başka bir insanda gizlidir.

Ve ben o gün, Kayseri’nin soğuk bir gününde, bunu biraz daha anlamıştım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.anaokulu.org https://cune.com.tr https://cocu.com.tr Sitemap
ilbet güncel giriş