Gezo sayfasına hoş geldiniz! “Kaşmer Kürtçe ne demek” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Bir Kelimenin Peşinde Başlayan Hikâye
Bugün yine Kayseri’nin o kendine has soğuğu camlara vururken uyandım. Sabahın erken saatleri… Sokaktan geçen simitçinin tekerlekli arabasının sesi bile içime işliyor. Ben 25 yaşında, biraz fazla düşünen, biraz fazla hisseden biriyim. Günlük tutarım; bazen sadece bir cümle yazarım, bazen sayfalarca içimi dökerim. Ama bugün yazdıklarımın başlangıcı bir kelime oldu.
Bir arkadaşımın ağzından duyduğum o kelime: “Kaşmer.”
O an anlamını bilmiyordum ama tınısı bile içime tuhaf bir şey bıraktı. Sanki hem tanıdık hem yabancıydı. Gün içinde defalarca düşündüm. Akşam olduğunda defterimi açtım ve ilk satıra şunu yazdım: “Kaşmer Kürtçe ne demek?”
O an bilmiyordum ama bu soru, beni sadece bir kelimenin anlamına değil, kendi içimde sakladığım bazı kırılgan yerlere götürecekti.
Bir Kelimenin Kalpte Açtığı Çatlak
O gün öğleden sonra, eski bir arkadaşım olan Rojda ile karşılaştım. Uzun zamandır görmemiştim. Üniversiteden beri görüşmüyorduk. Kahve içmek için küçük bir yere oturduk. Konuşmalarımız önce sıradan başladı: hayatlar, işler, yarım kalmış planlar…
Sonra bir anda konu döndü dolaştı o kelimeye geldi.
“Kaşmer demiş biri bana,” dedi gülerek ama gözleri gülmüyordu.
Ben o an donup kaldım. Çünkü sabah beri zihnimde dönen soru tam oradaydı.
“Kaşmer Kürtçe ne demek?” diye sordum ona.
Bardaktaki çayı karıştırmayı bıraktı. Bir süre sessiz kaldı. O sessizlik, kelimenin kendisinden daha ağırdı.
“Bizde… güvenilmeyen, ikiyüzlü gibi bir anlamı var,” dedi sonunda. Ama sesi sert değildi. Daha çok kırgın gibiydi.
O an içimde bir şey düştü. Çünkü bazen kelimeler sadece anlam taşımaz, aynı zamanda bir yük taşır. Ve o yük, bir insana, bir ana, bir arkadaşlığa bile yapışabilir.
Ben o anda hayal kırıklığı hissettim. Sanki basit bir kelime değil de, birinin bana ya da sevdiğim birine söylediği bir şeymiş gibi canımı acıttı.
Kayseri Sokaklarında Düşünceler
Kahveden çıktıktan sonra yürümeye başladım. Kayseri’nin o geniş caddelerinde insanlar kendi hayatlarının içinde kaybolmuş gibiydi. Ben ise bir kelimenin içinde kaybolmuştum.
“Kaşmer Kürtçe ne demek?” sorusu artık sadece bir anlam arayışı değildi. İçimde başka kapılar açıyordu.
Bir bankta oturdum. Telefonumu çıkardım ama açmadım. Sadece elimde tuttum. Sanki ekran açılırsa düşüncelerim dağılacakmış gibi geldi.
İnsan bazen bir kelimeye fazla anlam yükler. Belki de ben öyle yapıyordum. Ama o kelime bana insanların birbirine nasıl kolayca kırıcı olabildiğini hatırlattı.
Bir gün biri sana bir kelime söylüyor ve sen o kelimeyi yıllarca taşıyorsun. Belki o kişi unutuyor ama sen unutmuyorsun. İşte bu düşünce beni biraz daha içine çekti.
O an umut da hissettim aslında. Çünkü fark ettim ki, anlamını bilmediğimiz şeyler bizi durdurabilir ama aynı zamanda düşündürür. Belki de büyümek tam olarak buydu.
Geçmişin İçinden Sızan Sesler
Akşam eve döndüğümde annem mutfaktaydı. Yemek kokusu evin içine yayılmıştı. Normalde böyle anlar bana huzur verir ama bugün zihnim başka yerdeydi.
Oturup çayımı alırken annem bana baktı.
“Ne oldu sana bugün?” dedi.
Bir an durdum. Anlatıp anlatmamak arasında kaldım. Sonra içimdeki o düğüm kendini çözdü.
“Bir kelime duydum bugün… Kaşmer.”
Annemin yüzü değişti. Çok belirgin bir tepki vermedi ama gözlerinde bir şey vardı.
“Kim söyledi?” diye sordu.
“Önemli değil,” dedim ama aslında önemliydi. Çünkü o kelime beni gün boyu taşımıştı.
Sonra yine sordum kendi kendime: “Kaşmer Kürtçe ne demek?”
Bu kez cevap sadece anlam değildi. O kelimenin nasıl söylendiği, hangi anda söylendiği, kime söylendiği önemliydi.
Çünkü kelimeler bazen bir silah gibi çıkıyordu insanların ağzından. Ve bazen o silahın izi, en derine kazınıyordu.
Bir Arkadaşlık ve Kırılma Noktası
Gece telefonum çaldı. Eski bir arkadaşım. Aynı kelimeyi kullanan kişi.
Açmak istemedim ama açtım.
“Seni kırdıysam özür dilerim,” dedi direkt.
O an sustum. Çünkü ne diyeceğimi bilmiyordum. İçimde bir yerde öfke vardı ama aynı zamanda yorgunluk da vardı.
“Beni kelime değil, o kelimenin söylenişi kırdı,” dedim sonunda.
Sessizlik oldu.
İşte o sessizlikte fark ettim ki, bazen insanlar ne söylediklerini bilmeden konuşuyor. Ama karşı taraf, o kelimeleri yıllarca taşıyabiliyor.
Telefonu kapattıktan sonra odada uzun süre oturdum. Dışarıdan sadece rüzgâr sesi geliyordu. Ve ben yine aynı soruya döndüm:
“Kaşmer Kürtçe ne demek?”
Ama artık bu soru bir anlam arayışı değil, bir yüzleşmeydi.
İçimdeki Umut ve Sessiz Dönüşüm
Ertesi gün sabah daha farklı uyandım. Aynı şehir, aynı sokaklar ama içimde bir şey değişmişti.
Defterimi açtım. İlk kez o kelimeyi yazarken artık sadece anlamını değil, bende bıraktığı izi de yazdım.
İnsanlar birbirini kelimelerle yaralayabiliyor ama aynı zamanda kelimelerle iyileştirebiliyor.
Bunu düşündüm.
Belki de “Kaşmer” kelimesi bana insanları değil, kendi tepkilerimi öğretmişti. Hangi kelimede kırıldığımı, hangi kelimede sustuğumu…
Ve en önemlisi, hangi kelimenin beni kendime döndürdüğünü.
Bir Kelimenin Öğrettikleri
Gün içinde yürürken artık o kelimeyi daha farklı düşünüyordum. “Kaşmer Kürtçe ne demek?” sorusu zihnimde hâlâ vardı ama ağırlığı değişmişti.
Artık bir hakaret gibi değil, bir uyarı gibi geliyordu. İnsanların birbirine nasıl davrandığını hatırlatan bir şey gibi.
Bir parkta oturdum. Çocuklar oynuyordu. Onların dünyasında kelimeler bu kadar ağır değildi. Onlar gülüyor, koşuyor, düşüyor ama yeniden kalkıyordu.
Belki de biz büyüdükçe kelimeleri fazla büyütüyorduk.
Ama yine de içimde bir yer biliyordu ki, bazı kelimeler insanın içine kazınır. Ve bazıları, seni kendinle karşılaştırır.
Sonunda Kalan Sessizlik
Akşam tekrar defterimi açtım. Uzun uzun yazmadım bu kez. Sadece birkaç cümle.
“Bazı kelimeler açıklanmaz, yaşanır.”
“Bazı anlamlar sözlükte değil, insanın içinde bulunur.”
Ve bir süre durdum.
Dışarıda Kayseri’nin gece sessizliği vardı. İçimde ise daha önce hiç fark etmediğim bir dinginlik.
“Kaşmer Kürtçe ne demek?” sorusu artık bir başlangıç değil, bir yolculuktu. Ve ben o yolculuğun nereye gideceğini hâlâ bilmiyordum.
Buna da Göz Atın: Kaşif ne demek Osmanlıca ?