Hayalet Gemi Ne Anlatıyor? – Bir Yalnızlık ve Arayış Hikâyesi Geceyi Beklerken, Kayıp Bir Gemi Kayseri’nin soğuk bir akşamında, pencerenin kenarına oturmuş dışarıdaki kar tanelerinin dansını izlerken, Hayalet Gemi’nin derinliklerine dalıyorum. Sadece bir kitap değil, daha çok kaybolan zamanları, unutulmuş umutları hatırlatan bir hikâye gibi. Kitabın başında, baş kahraman olan denizci Hollis, kaybolmuş bir gemiyi arayarak çıktığı yolculuğun içine düşer. O geminin ardında, bir zamanlar ardında bırakılmış bir hayat yatar. İnsanın kaybolan bir şeyi ararken yaşadığı duygulara dair o kadar çok şey var ki. Ben de tam o anda, kitapla ilgili hislerimi içimde sindirirken, sanki ben de kaybolan bir gemiyi…
14 YorumEtiket: de
Dünyada İlk Türkler Kimlerdir? Tarihsel Bir Analiz Geçmişi anlamak, sadece uzak zamanların izini sürmek değildir; aynı zamanda bugünü şekillendiren kökleri, halkların kimliklerini ve toplumsal yapıları kavrayarak geleceğe bir ışık tutmaktır. Bir tarihçi olarak, geçmişe bakarken, yalnızca eski zamanların olaylarına değil, o olayların bugünü nasıl şekillendirdiğine de dikkat ederim. “İlk Türkler kimlerdir?” sorusu, hem tarihi hem de kültürel bir yolculuğun kapılarını aralar. Bu yazıda, Türklerin kökenlerini, tarihsel süreçleri ve toplumsal dönüşümleri inceleyerek, bugünden geçmişe bir yolculuğa çıkacağız. Türklerin Kökeni ve İlk İzler Türklerin tarih sahnesine çıkışı, Orta Asya’nın bozkırlarında, milattan önceki bin yıllara kadar uzanır. Türkler, ilk kez bu coğrafyada, özellikle…
20 YorumResmî Günler Hangileri? Öğrenmenin Pedagojik Anlamı Üzerine Bir Yolculuk Bir Eğitimcinin Gözünden: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Her öğretmen, aslında bir hikâye anlatıcısıdır. Her ders, bir insanın dünyaya yeniden bakma fırsatıdır. Eğitimin en güzel yanı, yalnızca bilgi aktarmak değil; bireyin anlam arayışına eşlik etmektir. Resmî günler de bu anlam arayışının toplumsal yüzüdür. Takvimlerde kırmızıyla işaretlenen bu günler, yalnızca tatil değil; bir milletin öğrenme ve hatırlama alanıdır. Bu yazıda “Resmî günler hangileri?” sorusunu sadece tarihsel bir bilgi olarak değil, pedagojik bir mercekten inceleyeceğiz. Çünkü bu günler, toplumun ortak öğrenme süreçlerinin canlı örnekleridir: geçmişle bağ kurmayı, değerleri içselleştirmeyi ve bireysel bilinç oluşturmayı öğretirler. Resmî…
12 YorumMeyan Şarkı Ne Demek? Bilimsel Merakla Bir Kültürel Fenomeni Anlamak Bir kelimeyle karşılaşırsınız ve aklınızda küçük bir soru kıvılcımı çakar: “Meyan şarkı” da ne demek? İşte ben de tam o noktada merakımı bastıramayıp bu yazıyı kaleme aldım. Kulağa hem mistik hem de nostaljik gelen bu ifade, aslında müzik, kültür ve insan psikolojisinin kesiştiği zengin bir kavramı temsil ediyor. Gelin, bu kavramı hem bilimsel hem de herkesin anlayabileceği bir dilde, birlikte keşfedelim. Meyan Şarkı: Kelimenin İzini Sürmek Öncelikle kavramı parçalayarak başlayalım. “Meyan” kelimesi, Arapça kökenli olup ‘bir şeyin ortası, özü veya ana kısmı’ anlamına gelir. Müzik terminolojisinde ise “meyan”, bir eserin…
12 YorumGüvercini Ne Kovalar? Gelecekteki Etkileri Üzerine Vizyoner Bir Bakış Güvercin… Şehirlere, parkların kenarlarına, binaların çatılarında özgürce uçarak hayatta kalabilen bu kuş, aslında hayatın çok daha derin ve stratejik anlamlarını barındırıyor. Peki, güvercinleri ne kovar? Belki bu soruyu ilk duyduğunuzda basit bir cevabı olduğunu düşünebilirsiniz: “Tabii ki yırtıcı kuşlar, avcılar!” Ama bu soruya biraz daha derinlemesine bakmaya başladığınızda, cevabın sadece hayvanlar dünyasıyla sınırlı olmadığını fark ediyorsunuz. Güvercinleri kovan pek çok şey var: şehirleşme, iklim değişikliği, teknoloji, hatta insan davranışları… Gelin, gelecekte güvercinlerin neyle mücadele edeceğine dair bir vizyon oluşturalım. Erkeklerin Stratejik ve Analitik Bakışı: Şehirleşme ve Teknolojik Etkiler Erkekler, genellikle geleceği…
8 YorumHidrofobi Denilen Su Korkusu Hangi Hastalığa Aittir? Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog olarak dünyanın kültürel çeşitliliğini incelerken, yalnızca insanların ritüellerini ve toplumsal yapılarını değil, hastalıklara yükledikleri anlamları da araştırırım. Çünkü her hastalık, yalnızca bir biyolojik bozulma değil, aynı zamanda bir semboller sistemidir. “Hidrofobi” — yani su korkusu — tıpta kuduzun en belirgin belirtisi olarak bilinir. Ancak bu terim, kültürlerin gözünde çok daha derin bir anlam taşır: doğaya, bedene ve ölümün kendisine duyulan korkunun bir yansımasıdır. Hidrofobi ve Kuduz: Biyolojiden Kültüre Tıbbi olarak hidrofobi, kuduz hastalığına (rabies) ait bir belirtidir. Kuduz virüsü sinir sistemini etkiler, su içmeye çalışıldığında yutma kaslarında spazm…
14 YorumAkasya Ağacı Kaç Para? Siyaset Biliminin Güç, Değer ve Doğa Üzerine Yorumu Bir siyaset bilimci için her şey bir güç ilişkisidir — ister bir yasa, ister bir ağaç, isterse bir fiyat etiketi. “Akasya ağacı kaç para?” sorusu, ilk bakışta basit bir ekonomik merak gibi görünür. Oysa bu soru, modern toplumun doğa, iktidar ve değer anlayışını derinlemesine sorgulayan politik bir ayna gibidir. Çünkü bir ağacın fiyatını sormak, aslında şunu sormaktır: “Biz doğayı ne zaman bir piyasa nesnesine dönüştürdük?” Siyaset bilimi açısından, her değer biçimi bir iktidar biçimidir. Parayla ölçülen her şey, gücün bir yansımasıdır. Dolayısıyla akasya ağacının fiyatı, yalnızca ekonomik değil;…
8 YorumTürkiye’de En Çok Ne Göçmeni Var? Edebiyatın Aynasında Sınırlar ve Hikâyeler Kelimelerin Gücüyle Başlayan Bir Yolculuk Bir edebiyatçı için kelimeler, dünyayı yeniden kurmanın aracıdır. Her göç, her hikâye, bir kelimenin içinde yeniden doğar. “Göçmen” kelimesi, yalnızca yer değiştiren bir bedeni değil; yerinden edilmiş bir ruhu da anlatır. Türkiye’nin göç hikâyesi de kelimelerle yazılmıştır — bazen mecburiyetin kaleminden, bazen umudun mürekkebiyle. Bugün “Türkiye’de en çok ne göçmeni var?” diye sorduğumuzda, aslında yalnızca bir istatistiği değil, bir insanlık hikâyesini arıyoruz. Çünkü her sayı, bir yüzün, bir hikâyenin, bir dilin ardında gizlidir. Türkiye: Göçlerin Kavşağında Bir Edebiyat Coğrafyası Türkiye, tarih boyunca doğu ile…
14 YorumTalha Battal Kimdir? Güç, İdeoloji ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyasal Analiz Güç ilişkileri ve toplumsal düzen üzerine kafa yoran bir siyaset bilimci, her zaman derinlemesine bir analizle toplumu şekillendiren dinamikleri anlamaya çalışır. Güç, iktidar ve toplum arasındaki ilişkiler, sadece teorik değil, pratikte de önemli sonuçlar doğurur. Toplumda iktidar ilişkilerinin nasıl inşa edildiğini, bu ilişkilerin hangi ideolojiler ve kurumlar aracılığıyla pekiştirildiğini ve bu yapıların nasıl vatandaşlıkla örtüştüğünü anlamak, siyaset biliminin temel görevlerinden biridir. Peki, Talha Battal’ın siyasal düşüncelerinde bu kavramlar nasıl şekillenir? İktidar ve Kurumlar: Talha Battal’ın Perspektifi Talha Battal, özellikle son yıllarda Türk siyasetinde önemli bir figür olarak öne…
6 YorumKavram Öğretim Yöntemleri Üzerine Felsefi Bir Bakış Kavram, insan zihninin dünyayı anlamlandırma aracıdır. Bir kavram, yalnızca dilsel bir sembol değil, aynı zamanda varlığın özüyle, bilginin doğasıyla ve ahlakın yönüyle ilişkilidir. Felsefi düzlemde kavram öğretimi; insanın dünyayı nasıl algıladığı, bilgiyi nasıl yapılandırdığı ve hakikati nasıl anlamlandırdığı sorularını içerir. Bu nedenle, kavram öğretim yöntemleri yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda ontolojik, epistemolojik ve etik bir mesele olarak da ele alınmalıdır. Ontolojik Perspektif: Varlığın Kavramla Buluşması Ontoloji açısından kavram, var olanın düşüncedeki temsili olarak karşımıza çıkar. Öğrenciye bir kavram öğretmek, aslında ona varlığın bir yönünü açmaktır. Bir çocuk “adalet” kavramını öğrendiğinde, yalnızca kelimeyi değil,…
14 Yorum