E-devletten Askerlik Tecil Ettirme: Kaygı, Umut ve Birkaç Tıklama
Hayatımda birkaç an var ki, o anlar ne kadar küçük gözükse de bana derin izler bıraktı. Bu yazı da o anlardan birini, aslında o anı ve onu takip eden duygularımı anlatacak. Evet, biliyorum, başlık biraz düz. “E-devletten askerlik tecil ettirme nasıl yapılır?” diye bir şey olabilir mi ki? Ama asıl mesele, bunun nasıl bir yük olduğunu, ne kadar ağır hissettirdiğini, insanın bir saniye içinde kararsızlıkla, korkuyla, heyecanla dolu olabileceğini anlatabilmek. Kayseri’de, 25 yaşında bir genç olarak, kendi hayatımda bu süreci yaşadım ve her şey bir tıklama ile başladı.
Askerlik, O Yük ve O Korku
Askerlik konusu, genç erkeklerin hayatında her zaman bir dönüm noktası olmuştur. Bunu sadece ben değil, herkes bilir. O yaşa gelmiş bir adam için, askere gitmek, bazen bir özgürlük anlamına gelirken, bazen de bu durumu erteleyebilmek için her yolu arar. O yüzden askere gitme ya da gitmeme kararı, bir bakıma insanın hayatına yön veren, “büyük” bir mesele. Her ne kadar sabah işe gitmek, ders çalışmak ya da arkadaşlarla takılmak kadar sıradan gözükse de, askere gitme konusu bambaşka bir düzeydeydi benim için.
Evet, Kayseri’nin bir mahallesinde büyüdüm, belki de hayatın ne kadar zor olabileceğini anlamadığım bir noktadayken, birdenbire karşıma askerlik meselesi çıkıverdi. Çalışmalar, hayatımda ilerlemeye başladıkça, birden fazla yol arasında kalmam da kaçınılmazdı. O an, o korku biraz daha belirginleşti.
Ve sonra, kararımı verdim. Askerlik tecil ettirme süreci ile baş başa kaldım.
O Korkutucu İlk Tıklama
E-devlet, teknolojinin sağladığı en kolay yoldu. Bilgisayarımı açtım, biraz tedirginim. Askerlik konusunda hepimizin duyduğu, karşılaştığı, belki de kaçtığı bir mesele var: Herkes bir şekilde erteleme yapabilir mi? Eğer yapılabiliyorsa, ben de bunu yapabilir miyim? Bunu sadece askere gitmemek için değil, aynı zamanda hayatıma biraz daha stabilite katmak, işlerimin istediğim gibi ilerlemesini sağlamak için de istiyordum.
Tıklamak… E-devlet sitesine giriş yapmak… Şifreyi yazıp sisteme girdikten sonra ekrana bakarken hissettiklerimi anlatamam. O anki düşüncelerimi yazmak zor. Korku mu desek, heyecan mı, yoksa sadece bir işin başladığına dair bir tuhaflık mı? Bunu net bir şekilde anlatmak zor. Ama başlıyorum: “Askerlik tecil ettirme işlemi…” diye aradım. Evet, tam olarak o an. O sıradan internet sayfası açılmaya başladı ve önümdeki seçeneklerin sayısı, gerçekten de sınırsız gibi görünüyordu.
Bir yanda annemin “Asker gitmek için zamanın var, gitme” telkinleri, diğer yanda ise içimdeki ‘henüz hazır değilim’ düşüncesi… Tüm bu duygular bir arada kaybolmaya başlamıştı. Ve sonunda, bu kararı verecek olan o birkaç tıklama.
E-devletten Askerlik Tecil Ettirme Adımları
E-devlet sayfasında, askerlik tecil ettirme işlemiyle ilgili gerekli alanları bulmak, gerçekte düşündüğümden çok daha kolaydı. Belki de ilk başta işler çok karmaşık diye düşünmüştüm ama, öyle olmadı. Adımlar birer birer, sırayla… Birkaç buton, birkaç tıklama… “Evet, tamam!” dedim içimden. O kadar basitti ki.
İlk adım, e-devlet şifremi girip, sisteme giriş yapmaktı. O an, bir anda, başımı kaşıyıp “hadi bakalım, ne olacak şimdi?” dedim. O kadar rahatlayamadım. Çünkü aslında bir süre önce yaşamaya başladığım o endişe, tamamen fiziksel bir baskı gibiydi.
Giriş yaptıktan sonra, askerlik ile ilgili işlemler kısmını bulmak biraz zaman aldı. Ama sonra işin tam ortasına geldim. “Askerlik tecil başvurusunu yap” butonunu bulduğumda, tam o anda bile içim rahatlamadı.
Askerlik tecil başvurusu yapıldığında, aslında her şeyin bittiğini düşündüm. Ama o kadar kolay olduğunu görünce, sonrasında biraz boşlukta kaldım. Hani bir şey yapıyorsunuz ama sonrasında hep bir “tamam, oldu mu?” sorusu geliyor. İşte tam o an. İşlemim bitmişti, ama hala bir kesinlik yoktu.
Ve sonra, birkaç saniye içinde başvuru tamamlandı. Kararımı vermiştim. Tecil işlemi olmuştu. Ama hala o boşluk… “Gerçekten oldu mu?” sorusu içimde yankı yapıyordu.
O Boşluk ve Hayal Kırıklığı
E-devlet üzerinden işlemi tamamladıktan sonra, hemen sonuca ulaşmak için sabırsızlıkla mailime göz attım. Ama o kadar çok şey arasında, bir süre hiç ses gelmedi. Bir an duraksadım. “Ya başvuruyu yanlış mı yaptım?” diye düşünmedim desem yalan olur. Ama bu belirsizlik, o kadar da uzun sürmedi.
Sonrasında e-devlet üzerinden işlemin tamamlandığını bildiren bir mesaj aldım. Şu an, hala o anı hatırlıyorum. O “tamam oldu” hissi… Ama ne yazık ki, ne kadar basit bir işlem olsa da, o birkaç tıklama sonrası gelen sonuçlar içimde garip bir hayal kırıklığı oluşturdu.
Çünkü bir yerde, içimde bir şeyler “gerçekten oldu mu?” diye sormaya devam ediyordu. Bu kadar kolay bir şekilde tecil ettirme işlemi, insana tuhaf bir boşluk bırakabiliyor. Her şeyin bu kadar kolay olması, sanki bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi hissettirdi. Her ne kadar askerliğimi ertelemiş olsam da, bir taraftan da biraz kaybolmuş hissediyordum.
Sonuç: Hayal Kırıklığı ve Umut
Sonunda işlemi gerçekleştirmiş olmanın verdiği rahatlıkla, derin bir nefes aldım. Ama bir şey var: Bu tür işlemleri yaparken her zaman insanın içinde bir karışıklık olur. Evet, tecil ettirme işlemi kolay, net ve hızlıydı. Ama daha sonra, “Gerçekten istiyor muyum?” diye sorgulamak, bu sürecin bir parçasıydı. Askerlik, kimseye kolay gelmeyen bir olgudur. Ve bazen, onunla yüzleşmek için duygusal olarak hazır olmak gerekir.
Şu an, askerliğimi tecil ettirdim ve biraz daha zaman kazandım. Ama bu süreçte kazandığım tek şey, aslında hayatıma bir adım daha yaklaşmamın verdiği bir rahatlık. Bunu yazarken içimde bir umut var. Zamanında ertelemiş olsam da, o “askerlik” yükü yine de hayatımda olacak. Ama şimdilik, biraz daha süre kazandım. Ve bu kazanç, bana “Bir adım daha atabilirim” dedirtti.