Evren Kaç Katman? diye başlayan gece muhabbeti
Bazı sorular var ki insanın hayatına hiç beklemediği bir anda giriyor ve sonra çıkmıyor. Mesela “Evren kaç katman?” sorusu. Bunu ilk duyduğumda saat gece 02.17 idi, İzmir’de denizden gelen o hafif nemli rüzgâr pencereyi tıklatıyordu, ben de koltukta yarı uyur yarı uyanık bir şekilde telefon ekranına bakıyordum.
Bir arkadaş yazmış:
“Bence evren 7 katman değil, 12 katman. Ama 12’nin içinde de gizli 3 katman var.”
Ben de otomatik olarak şunu yazdım:
“Sen bunu kaç kahve içtikten sonra düşündün?”
Cevap gecikmedi:
“3 Türk kahvesi + 1 hayat sorgulaması.”
İşte o an mesele büyüdü. Çünkü bazı geceler vardır, sıradan bir sohbet gibi başlar ama bir anda kozmik bir tartışmaya dönüşür. Ve fark etmeden kendini “Evren kaç katman?” sorusunun içinde bulursun.
Ben de buldum.
—
Mahalle kafesi ve kozmik iddialar
İzmir’de mahalle kafesinde oturuyorsan zaten hayatın %40’ı felsefe, %30’u dedikodu, %30’u da “bir şey yapmam lazım ama ne?” hissiyle geçer. Bizim ekip de tam olarak böyle.
Geçen gün yine oturuyoruz. Masada çaylar, sigara içenler, içmeyip dumanına bile düşünce katmaya çalışanlar…
Konu bir şekilde evrene geldi. Gelmez olaydı.
— “Abi evren aslında katmanlı bir yapı.” dedi Mert.
— “Ne gibi? Soğan gibi mi?” dedim ben.
— “Daha çok matruşka gibi.” dedi o.
O an kafamda bir Rus bebeği açılıp açılıp içine galaksiler çıkmaya başladı. Ve iç sesim şunu dedi:
“Senin hayatın zaten bir katman, daha fazlasını kaldırır mı?”
Ama sustum. Çünkü bazen en tehlikeli şey, bir arkadaş grubunda mantıklı görünmeye çalışmak.
—
Katman fikrinin peşine düşmek
“Evren kaç katman?” sorusu aslında ilk bakışta basit gibi duruyor. Ama basit görünen şeylerin içinden genelde en karmaşık düşünceler çıkar. Tıpkı “çay mı kahve mi?” sorusu gibi. Başta içecek seçimi sanıyorsun, sonra bir bakmışsın karakter analizine girmişsiniz.
Katman fikri de öyle.
Bir yandan fizikçiler “uzay-zaman dokusu” diyor, diğer yandan internet “astrolojik frekanslar” diye bir şey uyduruyor, biz de arada kalıp “ben neyi kaçırdım?” diye düşünüyoruz.
Ben şahsen çoğu zaman hiçbir şey anlamayıp anlamış gibi yapıyorum. Bu da ayrı bir yaşam becerisi.
—
Gözle görünen evren
İlk katman çok net aslında: gördüğümüz evren.
Gökyüzü, yıldızlar, gece yürürken İzmir sokaklarında kafana düşer gibi duran düşünceler… Hepsi burada.
Ama işin komik tarafı şu: Bu katman bile yeterince büyük. Yani insan bazen Karşıyaka sahilde yürürken bile “ben neden varım?” diye düşünüyor, sonra bir simit alıp geçiyor. Evrenin büyüklüğü ile insanın açlığı arasında garip bir denge var.
Bence evrenin ilk katmanı biraz market gibi. Her şey var ama ne alacağını bilmiyorsun.
—
Günlük hayatla evreni karıştırma hatası
Bir gün markette şunu düşündüm:
“Eğer evren katmanlıysa, yoğurt hangi katmanda?”
Kasiyer bana baktı, ben kasiyere baktım. İkimiz de konuşmadık ama içimizden aynı şey geçti: “Bu çocuk fazla düşünmüş.”
Ama işte böyle başlıyor her şey. Önce yoğurt, sonra galaksi.
—
Bilimsel katmanlar mı, zihinsel katmanlar mı?
Bazen diyorum ki evrenin katmanları fiziksel değil de algısal olabilir. Yani herkes aynı evrende yaşıyor ama farklı katmanlarda dolaşıyor gibi.
Mesela:
Bir katmanda insanlar sadece işe gidip geliyor.
Bir katmanda insanlar “hayatın anlamı ne?” diye düşünüyor.
Bir katmanda ise insanlar gece 3’te YouTube’da “uzayda yalnız mıyız?” videosu izliyor.
Ben çoğunlukla üçüncü katmandayım. Üstelik orada bile yorumlara bakıyorum.
—
Benim zihnimde evren katmanları
İç sesimle aram bazen iyi, bazen çok tartışmalı.
Dün mesela şöyle bir diyalog geçti:
İç ses: “Evren kaç katman sence?”
Ben: “Bilmiyorum.”
İç ses: “Ama düşünüyorsun.”
Ben: “Keşke düşünmeseydim.”
İç ses: “Artık çok geç.”
Ve gerçekten çok geç oluyor bazen. Çünkü bir düşünce başladığında durdurmak, İzmir trafiğinde sinyal vermeyen bir arabayı anlamaya çalışmak gibi.
—
Zihinsel katmanlar: en tehlikeli evren
Bunu da Okuyun: Çeklerde zaman aşımı süresi kaç yıldır ?
Benim için en gerçek katman fiziksel evren değil, zihinsel evren.
Çünkü orada her şey aynı anda oluyor:
Dün söylediğin bir şey
Yarın yapman gereken bir şey
7 yıl önce söylediğin ve hâlâ utandığın bir cümle
Ve tabii ki “Evren kaç katman?” sorusu
Hepsi aynı anda çalışıyor.
Bazen kafamın içi İzmir otogarı gibi oluyor. Her yerden bir düşünce geliyor, kimse nereye gittiğini bilmiyor.
—
Evren kaç katman? sorusunun komik tarafı
Asıl mesele şu: Bu sorunun kesin bir cevabı yok ama herkesin bir cevabı var.
Bu da insanları ilginç yapıyor.
Mesela Mert diyor ki:
— “Evren 9 katman.”
Elif diyor ki:
— “Hayır 11 katman ama 11’in içinde gizli bilinç katmanları var.”
Ben diyorum ki:
— “Bence evren önce bir kahve içsin, sonra konuşalım.”
Ve kimse bana itiraz edemiyor çünkü kimse de tam olarak bilmiyor.
—
Arkadaş grubu teorileri ve absürt tartışmalar
Bir ara konu o kadar dağıldı ki biri şunu söyledi:
— “Evren aslında Spotify listesi gibi. Katmanlar da algoritma.”
O an hepimiz sustuk. Çünkü bu cümle ya çok derindi ya da tamamen uykusuzluk ürünüydü.
Ben hâlâ karar veremedim.
—
Katmanları saymaya çalışmak
Bir gece oturdum ve ciddi ciddi “Evren kaç katman?” diye düşündüm. Sonra saymaya başladım.
Birinci katman: Gördüğümüz dünya
İkinci katman: Bilmediğimiz ama var olduğunu düşündüğümüz şeyler
Üçüncü katman: İnternette okuduklarımız
Dördüncü katman: Arkadaşların uydurduğu teoriler
Beşinci katman: Gece 3 düşünceleri
Altıncı katman: “Ben neden bunu düşünüyorum?” katmanı
Yedinci katman: Sessizlik
Sekizinci katman: Açlık
Dokuzuncu katman: Bildirim sesi
Onuncu katman: Tam uyuyacakken gelen fikir
Burada durdum çünkü on birinci katmana geçsem geri dönemeyeceğimi hissettim.
—
Gündelik hayatın katmanlı yapısı
Aslında evreni anlamaya çalışırken fark etmeden kendi hayatımızı da katmanlara ayırıyoruz.
Sabah katmanı: “5 dakika daha”
Öğlen katmanı: “Ne yesem?”
Akşam katmanı: “Bugün ne yaptım?”
Gece katmanı: “Hayatım ne yapıyor?”
Ve en derin katman: “Ben kimim?”
Bu katman genelde sessizdir ama en çok o bağırır.
—
Biraz da İzmir gerçekliği
İzmir’de yaşayınca evren teorileri daha da renkleniyor. Çünkü bir yanda deniz, bir yanda kalabalık, bir yanda “hayat akıyor” hissi var.
Geçen gün sahilde yürürken bir martı bana baktı. Bunu abartmıyorum, gerçekten baktı.
O an düşündüm:
“Acaba martılar evrenin kaç katman olduğunu biliyor mu?”
Sonra simit aldım, konu kapandı.
—
Kendi kendine konuşmanın bilimsel açıklaması yok
Bazen sokakta yürürken kendi kendime konuşuyorum:
— “Bu evren kaç katman ya…”
— “Sus artık.”
— “Ama mantıklı bir soru.”
— “Kim soruyor bunu sana?”
İnsan bazen kendiyle tartışırken dış dünyayı unutuyor. Belki de en büyük katman bu: iç monolog.
—
Son düşünceler değil, devam eden bir akış
“Evren kaç katman?” sorusu aslında cevaplanmak için değil, düşünülmek için var gibi geliyor bana.
Çünkü cevap bulduğun anda konu bitiyor. Ama insanın zihni bitmek istemiyor.
Belki de evrenin en gerçek katmanı, hiç bitmeyen bu düşünme hali.
Bazen çok basit bir şey gibi geliyor: gökyüzüne bak, yıldızları gör, geç.
Ama bazen o yıldızlar insanın kafasının içine düşüyor gibi oluyor.
Ve o zaman anlıyorsun ki mesele katman saymak değil, katmanların içinde kaybolmak.