İçeriğe geç

Tekasür ne demek diyanet ?

Geçmişin izlerini takip etmek, sadece eski bir zaman diliminin portresini çizmekle kalmaz, aynı zamanda bugünü daha derinlemesine anlamamıza olanak tanır. Zira tarih, sadece yaşanmış olayları anlatmakla kalmaz; içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren dinamikleri de açığa çıkarır. “Tekasür” kavramı da, bu dinamiklerin içinde önemli bir yer tutar; geçmişin toplumsal yapısını ve bireylerin ruh halini yansıtan bir kavram olarak, günümüzdeki değerlerle paralellikler kurmamızı sağlar.
Tekasür Kavramı: Kökler ve Anlam

Tekasür, Arapçadaki “kafara” kökünden türetilmiş bir terim olup, çoğunlukla “çokluk” veya “artmak” anlamlarına gelir. Kur’an-ı Kerim’in Tekasür Suresi’nde geçen “Tekasür” kelimesi ise, insanların birbirleriyle olan mal ve servet yarışını, hırslarını ve dünya uğruna harcadıkları çabayı ifade eder. Bu sure, insanların dünyevi şeylere olan düşkünlüklerini ve öteki dünyadaki hesapları unutarak sadece dünyalıkla meşgul olmalarını eleştirir. Bu, bir tür manevi körlük olarak tanımlanabilir. Tekasür, sadece bir maddiyat düşüncesi değil, aynı zamanda insanın manevi yönünü ihmal etmesi ve nefsani arzularda fazla hırs göstermesini de simgeler.

Kur’an’da Tekasür’ün Yeri: Tekasür Suresi, insanların mal ve servetle övünme, birbirleriyle rekabet etme arzusunu sorgulayan bir metin olarak önemli bir anlam taşır. “Tekasür” kelimesinin geçtiği 102. surede Allah, insanların bu dünyada daha fazla mal biriktirme arzusunu eleştirirken, bu davranışın insanları ne kadar aldatıcı olduğunu vurgular: “Çokluk (mal ve evlat) arzusu sizi o kadar oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.” Bu, insanın dünyadaki gereksiz hırsları nedeniyle ahirete ilişkin sorumluluklarını unuttuğunu gösterir.
Tarihsel Perspektifte Tekasür ve Toplumsal Yapı

Tekasür kavramı tarihsel olarak, toplumların yapısındaki değişimlerin bir yansıması olarak da incelenebilir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, mal ve servet biriktirme arzusunun toplumda ne kadar baskın hale geldiği görülür. Toplumsal eşitsizlikler, zengin ile yoksul arasındaki uçurumun derinleşmesi, ekonominin kapitalist bir yapıya bürünmesi bu dönemde “tekasür”ün daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Zenginleşme ve güç elde etme, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında, özellikle de 19. yüzyılda, toplumsal statü kazanmanın en belirgin göstergeleri haline gelir.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş: Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, “tekasür” kavramının daha da görünür hale geldiği bir döneme geçiş yapılır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Batılılaşma ve modernleşme çabaları içinde ekonomik kalkınma hedeflerken, aynı zamanda toplumsal yapıdaki eşitsizliklerin de derinleştiği bir süreç başlar. Toplum, hem bireysel hem de kolektif olarak daha fazla mal ve servet biriktirme isteğiyle şekillenir.
Cumhuriyet Dönemi: Hırs ve Toplumsal Değişim

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ekonomik politikalar, özellikle devletin kalkınma planları çerçevesinde tekasürün toplumsal hayatta nasıl kendini gösterdiğini analiz etmek önemlidir. Devletin sanayileşme çabaları, bir yandan burjuvazinin yükselmesine neden olurken, diğer taraftan köylülerin daha da fakirleşmesine yol açtı. Bu ekonomik çelişki, tekasür kavramının toplumsal bir sorun haline gelmesini sağladı.

1930’lar ve 1940’lar: Türkiye’nin sanayileşme hamleleri sırasında, özellikle 1930’ların sonunda ve 1940’ların başında, özel sektörün yükselişiyle birlikte yeni bir sınıf ortaya çıktı: işadamları ve büyük toprak sahipleri. Bu sınıf, sadece ekonomik olarak değil, toplumsal olarak da bir üstünlük kurarak “tekasür”ün hem bir işaretçisi hem de etkileyeni oldu. Bu dönemdeki ekonomik eşitsizliklerin, hırsın ve mal biriktirmenin toplumsal gerilimlere yol açtığı da gözlemlenebilir.
Tekasür ve Modern Dünyada Yansıması

Tekasür’ün modern toplumdaki karşılıklarını anlamak için günümüz kapitalist toplumlarını ele almak gerekir. Dünyada ekonomik büyüme, bireysel başarı ve mal edinme arzusunun ön planda olduğu kapitalist sistemde, tekasür, bireylerin yaşamlarını şekillendiren başlıca güçlerden biridir. Teknolojik gelişmeler ve küresel pazarlar, daha fazla mal ve zenginlik biriktirme isteğini hızlandırmıştır. İnsanlar, sosyal medya aracılığıyla bu hırslarını daha görünür hale getirmekte, daha çok sahip olma ve daha fazlasını kazanma arzusunu daha net bir şekilde sergilemektedir.
Küresel Kapitalizm ve Yeni Tekasür

Günümüzde tekasür, sadece bir bireysel hırs değil, aynı zamanda küresel bir olgudur. Küresel kapitalizm, sadece bireylerin değil, ülkelerin de bir tür “tekasür” mücadelesine girmesine yol açmıştır. Bir ülkenin ekonomisinin büyümesi, diğer ülkelere karşı üstünlük kurması ve kaynakları kontrol etme arzusuyla birleşmiştir. Bu küresel düzeydeki rekabet, adeta bir modern zaman tekasürüdür ve bu durumun bireylerin yaşantısını nasıl etkilediği gözlemlenebilir.

Dijital Dünyada Tekasür: Dijital çağda, hırs sadece mal edinme değil, aynı zamanda bilgi, popülerlik ve etki elde etme biçiminde de tezahür etmektedir. Sosyal medya, kişisel markaların oluşturulması, çevrimiçi mecralarda daha fazla etkileşim kurma çabası, tekasürün yeni bir formunu oluşturur. İnsanlar, sanal dünyada daha fazla “takipçi” edinme, daha fazla etkileşim yaratma çabasında olduklarında, bir tür manevi eksiklik ve doyumsuzluk hissiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Geçmiş ve Bugün: Parallelikler

Geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan en önemli nokta, tekasürün insan doğasında var olan bir eğilim olmasıdır. İnsanlık tarihi boyunca, bireylerin daha fazla sahip olma isteği, bir yandan toplumsal eşitsizlikleri pekiştirmiş, diğer yandan bireysel manevi boşlukları daha derinleştirmiştir. Hem tarihsel hem de modern zamanlarda, insanların mutluluğu ve doyumu genellikle sahip olduklarıyla ölçülmüş ve bu da toplumsal yapıyı dönüştürmüştür. Bugün, toplumları şekillendiren bu ekonomik ve sosyal dinamiklerin birer parçası olarak, tekasürün yeni yüzlerini görmemiz mümkündür.

Bu durumu anlamak, sadece tarihsel bakış açısını değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı ve bireylerin psikolojisini çözümlemeyi gerektirir. Geçmişin hırslarla şekillenen toplumsal yapıları, günümüz bireylerinin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Peki, geçmişteki tekasür anlayışı ile günümüzdeki arasındaki farklar nelerdir? Teknoloji ve küreselleşme bu farkları ne ölçüde artırmıştır?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet güncel giriş